Yedi yaşındayken yaz tatili neden sonsuzluk gibi gelirken, şimdi yıl çok hızlı geçiyor? Bu sadece nostalji değil. Paris Üniversitesi'nden Profesör Claude Alain gibi nörobilimciler, zaman algımızın fizyolojik olarak değiştiğini doğruluyor....
Yedi yaşındayken yaz tatili neden sonsuzluk gibi gelirken, şimdi yıl çok hızlı geçiyor? Bu sadece nostalji değil. Paris Üniversitesi'nden Profesör Claude Alain gibi nörobilimciler, zaman algımızın fizyolojik olarak değiştiğini doğruluyor. Buradaki kilit nokta orantıdır. 10 yaşındaki bir çocuk için bir yıl, tüm hayatının %10'unu temsil eder. 50 yaşındaki bir kişi için ise aynı yıl sadece %2'sini temsil eder. Bu göreceli orantı, zamanın geçişine dair içsel algımızı önemli ölçüde bozar. Deneyimlerin yeniliği de önemlidir. Stanford Üniversitesi'nden Profesör David Eagleman şöyle açıklıyor: Çocukluk keşiflerle doludur. Her gün, tıpkı Disneyland'e yapılan ilk gezi gibi, yoğun ve unutulmaz anlar yaratır ve bunları hafızada uzun süre tutar. Yetişkin yaşamı genellikle rutindir: işe gidip gelmek, aynı görevler. Beyin, tekrarlayan olayları daha az yoğunlukta işler ve yeni, canlı anılar oluşturmakta başarısız olur. Bu da deneyimi zihinde sıkıştırır. Zamanı yavaşlatmak mı istiyorsunuz? Yeni deneyimler yaratın! St. Petersburg'u ziyaret edin, suluboya resim sanatında ustalaşın veya yeni bir dil öğrenin. Bu deneyimlerin her biri, hafıza "kütüphanenize" yeni anılar ekleyerek, hayatın anlarını yeniden uzatmanızı sağlayacaktır.
Select how you want to watch this video